Bir yazıya neresinden, nerden başlanır öğrenemedim galiba hala. Zorluk yaşıyorum başlamakta. Ve bu durum sadece bu yazı ile alakalı değil. Bi başlasam gerisi gelir rahatlığı kalp.
Ne oldu? Ne oluyor? Ne olmakta?
İnsanın Anlam Arayışı kitabını okumayı bitirdim. Mutluluğun bir amaç değil, yan ürün olduğunu öğretti bana. Yani bi şeyi ne çok amaçlarsak, onu elde etmekten o kadar uzaklaşıyor olabilirmişiz.
Hayat elde ettiklerimiz değil, sorunlara çözüm üretebilme becerisi kazanabilme çabası sanırım.
Güzel olan her şey nadir olduğu kadar da güçmüş.
Hayatımdaki bazı belirsizlikler biraz netleşti ve bu beni bi nebze de olsa rahatlattı. Ama hala bazı şeyler nasıl olacak anksiyetesi arada yoklamıyor değil. Her şey olur, olacağına varır. Bozulan, tekrar kurulur. Bu düşünceler limonlu soda etkisi yaratıyor bünyemde.
Biraz gülümsemeye başladım. Sonra dedim ki bak nasıl da yakışmıyor sana. Eğreti duruyor ağzında. Nasıl da alışık değilsin.
Kendim ve başkaları kısmını halledemedim henüz. Kendimi başkalarına katsam ya da tam tersi, başkalarını kendime katsam bu iş çözülür gibi. Zor.
Başka hayatları izliyorum bi süredir, durdum. Bi mağazanın indirim reyonundaki karman çorman, ucuz, defolu hayatlarınızı vitrinlerde spot ışıklarının altında dünyanın en güzel şeyi gibi sunmaktan zevk almaya devam etmeleriniz çok cringe. Acınılası.
Olduğu gibi olanı özledim. Hesapsız, kitapsız... Çocuk gibi işte.
Kendime sevecek şeyler bulabiliyorum. Bana ne iyi geliyor bunu biliyorum. Tutunabilecek şeylere dönüşüyor bu.
Vesikalık çektirmem gerek. Kimliğimi değiştirmem gerek.
Yakın ve uzak zamanlı gerekliliklerim var böyle.
Herkes gibi, herkes kadar, herkesmişçesine.
Yapabilmek için mevcut olan en güzel zaman şu zaman. Hatırla bunu.
Kör Baykuş'u okiycam.
Anneannemi daha çok aramalıyım dedemin yanına gidene kadar yoksa özlerim.
Bazen o an yanımda olan birini gelecekte bi anda -ki bu çok muhtemel- özleyeceğim aklıma geliyor ve üzülüyorum.
Saçlarım uzadı diye seviniyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder